İzinli Çekilen Görüntüyü Dağıtana Ceza

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, evli sevgilisinin bilgisi dahilinde çıplak görüntü ve fotoğraflarını, rızası olmadan farklı kurumlara gönderen sanığa verilen beraat kararını bozdu.

Aydın’da sekreter bir kadın, boşanma davası açtığı kocasıyla ayrı yaşamaya başladı. Bu dönemde, aynı iş yerindeki bir arkadaşıyla ilişki yaşayan kadın bir süre sonra eşiyle barıştı ve boşanmaktan vazgeçti.

Sevgilisiyle birlikte olduğu sırada özel görüntülerini çekmesine izin veren kadın, kocasına dönmesinin ardından sevgilisinin tehditleriyle karşılaştı.

Kadının sevgilisi, “Aydın’ı terk edin sizi burada yaşatmam. Elimde çıplak görüntülerin var gerekirse internet yoluyla yayınlarım. Ayrıca, genel müdürlüğe kadar görüntüleri gönderirim” gibi sözlerle rahatsız etmeye başladı.

Kadının şikayetçi olması üzerine sanık hakkında dava açıldı. Aydın 2. Asliye CezaMahkemesi’nde görülen davada, sanığa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “şantaj” suçunu düzenleyen maddesi uyarınca hapis cezası verildi.

Sanık, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçlarından ise beraat etti.

Daire kararı

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 12. Ceza Dairesi’ne geldi.

Sanık hakkında kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemlerini inceleyen daire, beraat kararını onadı.
TCK’nın 135. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun oluşabilmesi için belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin hukuka aykırı kaydedilmesinin gerektiği vurgulandı.

Kararda, şöyle denildi:

“Bir özel hayat görüntüsü veya sesinin ‘kişisel veri’ olduğunda kuşku bulunmamakta ise de kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesinin bilgisi dışında, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi eyleminin TCK’nın 134/1. maddesinin 2. cümlesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kişinin özel hayatına ilişkin görüntü, fotoğraf ya da sesin TCK’nın 135. maddesi kapsamında kişisel veri olarak kabul edilemeyeceği, iddiaya konu olayda mağdurenin çıplak vaziyetteki görüntü ve fotoğraflarının kaydedilmesi eyleminin kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu oluşturmayacağı, çekimin mağdurenin bilgisi ve rızası kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun da oluşmadığı anlaşıldığından yapılan yargılama sonunda sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan hükmün isteme uygun olarak onanmasına karar verildi.”

Şantaj değil, tehdit

Daire, sanık hakkında “şantaj” suçundan verilen mahkumiyet kararını ise bozdu.

Kararda, mağdure, eşi ve sanığın aynı kurumda çalıştıkları mağdure ile eşi arasında boşanma davası açıldığı dönemde sanık ile mağdurenin arkadaşlık yaptıkları, bu süreçte mağdurenin çıplak görüntü ve fotoğraflarını elde eden sanığın, boşanmaktan vazgeçip resmi nikahlı eşiyle yaşamaya devam eden mağdureye Aydın’ı terk etmezse görüntü ve fotoğraflarını içeren kayıtlardan oluşan CD’yi çalıştıkları kurumun genel müdürlüğüne göndereceğini belirtip, “Aydın’ı terk edin sizi burada yaşatmam” şeklinde sözler söylediği belirtildi.

Olayda sanığın, kendisine veya başkasına yarar sağlamaya yönelik hareket ettiğine dair delil bulunmaması karşısında şantaj suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemin bu haliyle genel kast ile işlenebilen “tehdit” suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında şantaj suçundan mahkumiyet kararı verilmesinin bozma nedeni yapıldığı kaydedildi.

Özel hayatın ihlali

Yerel mahkeme kararının, sanığın TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu”ndan beraatına ilişkin bölümünü de bozan daire, verileri hukuka aykırı verme suçunun oluşabilmesi için belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerektiği belirtildi.

TCK’nın 134/1. maddesinin 2. cümlesinde, özel hayata ilişkin görüntü ya da sesin taksirle ya da tamamen hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi ilgilisi, bilgisi ve rızası dışında ifşa edilmesinin, yani yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılmasının özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu vurgulandı.

Kararda, bir özel hayat görüntüsünün, içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulmasının, TCK’nın 134/2. maddesinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak düzenlendiği hatırlatıldı.

Dosya içeriğine göre sanığın, mağdurenin bilgisi dahilinde çıplak vaziyetteki görüntü ve fotoğraflarını kaydedip elde ettiği kayıtlarla oluşturduğu CD’leri mağdurenin rızası olmadan değişik zamanlarda farklı kurumlara göndermek fiilinin TCK’nın 134/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi yerine, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında beraat kararı verilmesinin bozmayı gerektirdiği kaydedildi.

Kaynak